09 Temmuz 2009 Perşembe

"öss'de soru katsayıları arttı"

Haberi demin NTV'den izledim.

ÖSS'de soru katsayıları artmışmış. Akabinde sıkça barajı aşmanın kolaylaştığından falan bahsetti haber.

Bense direkt şunu düşündüm: bu sene puanların düşmesi bekleniyordu. Kaç puan düşecek bilemesek de etrafta 5'ten 15'e kadar düşecek diye atan tutan bilirkişileri görebiliriz.

Şimdi katsayılar artınca -sıralamadır bize olan etkisidir falan değişmese de- puan falan düşmeyecek.

Sonuçta geçen yıllara göre oluşacak -benim tabirimle- "puan deflasyonu" önlenmiş oldu.

İnsanların barajı geçmesinin kolaylaştırılmasının yanında sezdiğim amaçsa şu;

Böylece kimse çıkıp "aha bak gerçekten zordu ki puan düştü" diyemeyecek. Ve öss'nin dengesizliği eleştrilemeyecek(?)

ÖSYM benim bu düşündüğüm gereksiz iş için mi yaptı bunu bilmiyorum.

Eğer öyleyse, puanların hakikaten düşeceği ile ilgili umutlanabiliriz. Bu da "acaba bizde mi sorun var her sene sınava girenler böyle hissediyor da puanlar çok kıpırdamıyor mu" endişesinden bizi kurtarır. Tabii bu bir teori olduğuna göre ve de bir hafta sonra puanların açıklanacağını düşünürsek kendimizi bunlarla oyalamamıza hiç gerek kalmayacak heheh


Hayırlısı.

02 Temmuz 2009 Perşembe

madımak

Dün, 1 Temmuzdu. Kabotaj Bayramı. Denizlerimizde bağımsızlığımızı sağlamamızın yıl dönümü. Kaybettiğimiz bağımsızlığı kutlamak garip tabi. Zaten kimsenin umrunda olmadı, kutlanmadı.

Bugün 2 Temmuz. 1993'te yaşanmaması gereken acı olayların yaşandığı gün.

Birçok internet kullanıcısı gibi ben de yazabilirdim buraya duyarlılık, tepki, öfke vs. içeren hoş görünümlü bir yazı.

Ancak hep birşeyler engelliyor beni buna yapmaya. Facebook'taki Madımak gruplarını geri çeviriyorum her zaman. Forumlardaki tartışmalara girmiyorum bile. Olan biteni küçümsediğimden veya umursamadığımdan değil... İçim elvermiyor bu kadar ciddi olaylara sanalın sanalı süzme bir duyarlılık göstermeye. Bu duyarlılığı vücutlarına, daha doğrusu klavyeyle birleşen parmaklarına sindiren yaşıtlarıma veya ilk gençlik dönemini yaşayan insanlara haykırasım geliyor: "Dert ettiysen çık sokağa, doldur meydanları. Varsa bir şikayetin oku adam ol da düzelt." diye.

Belki meydanları doldurmuyorum ben de. Öte yandan, bu günü bir gün Sivas'a gidip yerinde anma hayalim bir kenara, hakikaten adam olup birinci -olmadı iki, üç...- elden müdehale etmek isterdim olan bitene. Yeni madımak facialarının engellenmesine katkım olsun, Sivas 93'ün ardından ortaya çıkan adaletsizlikleri, saygısızlıkları yok etmek olsun. Benim de hayalim bu. Şimdiyse sadece dediklerimin gerçek dünyaya yansımasını diliyorum, yapacak bir şey yok. Slogan dediğin bir boka yaramıyor.

01 Temmuz 2009 Çarşamba

intikam



haziran yarım sayılır ayrıcana

26 Haziran 2009 Cuma

cya mj!

m.jeksın ölmüş bugün, hatta demin. ben mi fesatım bilmiyorum da haberi duyunca üzülmedim sadece şaşırdım ve hemen aklıma adamın pedofili sapık olduğu geldi. aklıma diğer gelen şeyse herkeste m.jackson fanatizmi başlayacağı ve şarkılarının herkes tarafından dinlenmeye başlanacağıydı. bu hadiseye de gıcık oluyorum ama asla önüne geçilemeyecek belki de en normal insan davranışlarından biri bu. bir insanın ölmesinin ardından o insana dair şeylere olan ilgi ve saygınlığın 5bin kat artması.

ekşi'de de adamın biri demiş: "oha gerçekmiş. başımız sağolsun. müslüman da olmuştu. mübarek gecede öldü. allah rahmet eylesin."

gülmeyip de neyleyeyim. Ha tabi bunda çocukluğumun m.jacksonla geçmemiş olması, onu idol aldığım bir ergenliğin olmaması, hiç bir zaman kendisine hayranlık duymamam çok etkilidir şüphesiz. sevenler kusruma bakmasın.

24 Haziran 2009 Çarşamba

keşfu'z zinternet

Uzun süredir RSS okuyucumda bulundurduğum ve seyrek de olsa ziyaret ettiğim tasarımı aşmış içeriği kaliteli müzik blogu, 110desibel.com 'da tanıtılan bir başka sağlam müzik blogu: Pasif Agresif var elimizde. Bu da kaliteli içeriğiyle takip ettirecek gibi gözüküyor kendisini uzun yıllar. Şimdilik bunları yerimlerine veya RSS okuyucularımıza kaydedelim ve devam edelim.

Daha sonra Pasif Agresif'te gezerken gördüğümüz Sıfır KM 'nin yeni albüm çıkardığına ilişkin habere gelelim. (link)

Kısa süren kritik oldukça etkili, hemen albümü Mozturk'ün önerdiği paylaşım sitesi depar'a gidip uygun aramayı yapalım. Korsan müziğimizi indirip müzik dünyasına sözde zarar verelim.

Bu arada Sıfır KM'ye de değindiğim eski bir blog girdisini okumakta fayda var. (link)

Ardından albümümüzü açalım ve yurdum insanının elinden çıkan yerli malının tadına varalım. Özellikle Zalim'deki elektro gitar tınısına dikkat.
İşin aslı albümü ilk dinleyişte beni en çok o elektro gitar sesi mıhladı. Yoksa keşfedilecek büyüleyici tınıların daha çok olduğundan eminim. Genel olarak bakarsak, hakikaten kaliteli bir albüm bu. Pasif Agresif'teki arkadaştan daha iyi bir kritik yapamayacağımı bildiğimden dolayı hiç o işe girişmiyorum.

***

Bu yazıyla birlikte severek takip ettiğim 3 blogu, sömürdüğüm 1 forumu ve dinlediğim enfes albümü paylaşmış oldum sizinle.

Belki keşfu'z zinternet diye seri yapar devam ederim bu yazılara.

Bu arada isim Katip Çelebinin yazdığı ve ilk biyografi olarak bilinen "keşfu-z zunun" dan esinlendi. (bkz.öss'den çıkmış bünye; tm'ciyim elbette.) Ortaya ne kadar doğru bir kelime çıkarmış oldum keşfu'z zinternet diyerek bilemem de bana hoş geldi.

Keyifli vakitler.

23 Haziran 2009 Salı

hayırlı işler

Bugün size bir anımı anlatacağım. Anı dediğime bakmayın aslında ilk defa başkasına anlatmış oluyorum bunu. Zaten önemli bişey değil, anıdan çok bir tespit gibi algılanabilir.

Bilenlerbilir alsancak'ta excalibur müzik market diye ufak bir mekan vardır, kısaca tabir etmek gerekirse burası bir metalci dükkanıdır. Bu ufak dükkanın büyük bir de sahibi vardır, motorlu şişman amca.

Günlerden bir gün ben bu dükkanda ufak bir alışveriş yaptım. Ardından motorlu şişman amcaya "hayırlı işler" diledim. Adam güldü dalga geçer gibi bişeyler söyledi net hatırlamıyorum. Sanırım kendini inançsız, allaha ve türevlerine karşıt biri olarak konumlandırıyor ve bunu davranışlarına yansıtıyordu. Bunu nerden anladım bilemem. Aynı algılama ekseninde 'hayır' kelimesinin de dini bir kavram olduğu ilk defa o gün geldi aklıma. Hoş, bundan emin değilim hala ya.. sonradan çok düşündüm din işlerine yakın esnaf, müşteri kesimi hayırlı işler diler de diğerleri kolay gelsin deyip geçer mi diye? gerçi iddiaya girerim kimse bunu düşünüp günlük hayatta kullanılan bu iki kelimeyi irdelememiştir. Ben de irdelemedim, tüm bu yazdıklarım beynimin çok arka planında arada bir sinek vızıltısı gibi vuku buldu sadece.

Öte yandan dilin bu tarz incelikleri üzerinde kafa yormaktan zevk aldığımı farkettim. Ne tarz incelik, ne inceliği diye bakabilirsiniz gerçi yazıma; sebebi tam olarak anlatamamış olmamdır. Gerçi yazının maksadı ufak bir anıyı ufak bir tespitle vermekti zaten, dilin incelikleriyle ilgili olsa elbette anlamsız olacaktı.

Neyse yahu, çorba oldu. hadi eyvallah, hayırlı işler, aleyküm selam, inşallah, maşallah, amin.

16 Haziran 2009 Salı

Not

Özgürlüğümü kodlayacaktım gül kurusu kağıda. Meğer Türkçe karakter desteği yokmuş. Yapamadım...

hit